Kediler, genellikle bağımsız ve sakin yapılarıyla bilinirler. Ancak, bu sevimli dostlarımız da stres yaşayabilir ve bunu çeşitli şekillerde gösterebilirler. Stres, kedilerde hem fiziksel hem de davranışsal belirtilerle kendini gösterebilir ve bu durum, kedinizin genel sağlığını olumsuz etkileyebilir.
İlk kez doğum sonrası anneleri tarafından yalanan kediler, hayatlarının sonuna kadar kendi tüylerini yalamaya devam ederler. Hatta yalanma süreleri ve sıklığı o kadar fazladır ki bir kedi yaşamının üçte birlik bir kısmını kendini yalayarak geçirir. Yalanma içgüdüseldir ve tüm kedilerde görülür. Kedilere özgü olan bu yalanma davranışının temizlenmek, yaralarını iyileştirmek, kokuları gidermek, serinlemek ve stres atmak gibi pek çok nedeni vardır.
Köpekler gibi duygularını kolay kolay anlayamadığımız canlılar olan kediler kendilerine özgü bağımsız bir karakter yapısına sahiplerdir. Kedilerin vücutlarının duruşu, kuyruk hareketleri ve miyavlamaları dışında gözleri de bizlere çok fazla şey anlatır. Bir kedinin korku, endişe, huzur, mutluluk, memnuniyetsizlik gibi hislerini anlamak göz hareketlerine ve göz bebeklerinin büyüklüğüne göre anlamlandırılabilir.
İnsanlarda baskın olarak bir eli kullanma eğilimi bulunmaktadır. Şaşırtıcı biçimde kedilerde de insanlara benzer şekilde sağlaklık ya da solaklık eğilimi görülmektedir. Onlar da tıpkı bizim gibi soldaki ya da sağdaki patilerini baskın olarak kullanırlar. Yapılan bilimsel araştırmalar erkek kedilerin çoğunlukla solak olduğunu, dişi kedilerin ise sağlak olduğunu ortaya koyar. Fakat kediniz cinsiyetinden bağımsız olarak baskın biçimde sağ ya da sol patisini de kullanıyor olabilir.
Kedi sahiplenenler zamanla kedilerinin kendileri gibi davrandığını söylerler. Karakter açısından sahibiyle benzerlik göstermeleri bir yana kediler fiziksel olarak da sahiplerini çağrıştırabilir. Bu iddianın pek bir dayanağı olmasa da bilim insanları zaman zaman bu konu üzerinde çalışmalar da yapmıştır. Bu bilimsel çalışmalar net ve kesin bir sonuç vermese de kedilerin sahiplerine fiziksel ve psikolojik özellikleri bakımından benzedikleri varsayılabilir.
Kedileri mırıldanarak, miyavlayarak, göz teması kurarak ve fiziksel temas yoluyla insanlarla iletişime geçerler. Bu iletişim yollarının yanında kediler insanlara bazı davranış ve hareketleriyle insanlara mesaj vermeye çalışırlar. Bu hareketlerden biri de sizin görebileceğiniz şekilde sırtüstü yatmaktır. Sırtüstü yatmanın nedenleri kedinin kendini güvende hissetmesi, ilgi ile sevgi beklentisi, mama ve oyun isteği şeklinde açıklanabilir.
Kediler, insanlarla en kolay iletişim kurabilen canlıların başında gelirler. Zekalarının getirdiği bu iletişim yetileri sayesinde sahipleriyle özel bağlar kurabilen kediler her an dokunulmaktan ve sevilmekten hoşlanmazlar. Kedilerin bu kendilerine has özellikleri onlara doğru şekilde yaklaşmanızı gerekli kılar. Bıyıklı dostlarımızı severken öncelikle onların cins özelliklerine sonra yaşına dikkat etmeniz gerekir.
Kedilerin koku duyuları birçok canlıya kıyasla çok güçlüdür. Bu keskin duyu kedilerin bazı kokuları çok sevmesine bazılarından ise nefret etmesine neden olur. Kediler sevdikleri kokuların bulunduğu ortamlardan uzaklaşmaz ve çekici kokusu olan nesne ve bitkilerin etrafta olmasından hoşlanırlar. Ama kimi kokular kedileri ciddi şekilde rahatsız eder. Kedilerin sevmediği kokuların başında portakal ve mandalina gibi turunçgiller ile diğer narenciyelerin kokusunu sevmezler. Ayrıca titiz dostlarımız kirli kumlarının ve tuvalet kaplarının kokusundan da kaçınırlar.
Hayvan familyasına dahil bir memeli tür olarak insanlar için kötü ve iyi kokular vardır. Biz bu ayrımı yaparken bizi rahatsız eden kokulara kötü kokular deriz ve o kokuları sevmeyiz. İyi kokular ise duyumsadığımızda hoşumuza giden kokulardır. İnsan da olduğu gibi kedilerde de iyi ve kötü kokular mevcuttur. Kedilerin hiç hoşlanmadığı kokuların yanında çok sevdikleri kokular da bulunmaktadır. Bıyıklı dostlarımızın hoşuna giden kokular kedi otu, kedi nanesi ve bazı çiçek kokuları ile meyve kokularıdır.
Düşük ve yüksek frekansları insanlara göre çok daha kolay ağılayabilen kedilerin doğada avlanmaları ve hayatta kalabilmelerini sağlayan duyuları insanlara kıyasla çok gelişmiştir. İşitme, görme ve titreşimleri hissetme konusunda çok başarılı olan kedilerin bu gelişmiş yetenekleri sayesinde deprem gibi önemli doğa olaylarını önceden hissedebilecekleri düşünülmektedir. Bu bilgi, bilimsel olarak kanıtlanmasa da kedilerin deprem öncesi yeraltından gelen titreşimleri ve sesleri algılaması, yani depremi önceden hissetmelerinin ihtimali olanaklıdır.